istatistikler
djmesut - HABER
  Ana Sayfa
  İletişim
  Ziyaretçi defteri
  djler
  HABER
LÜTFEN HABERLERİ OKUR MUSUNUZ??
ABDULLAH GÜL HABERLERİ
MESUT tarih 23.09.2008, 15:21 (UTC)
 
AKP'li Fırat: "Kamu Hukukunda Müktesap Hak Olmaz" (2/son)


AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Görev Süresinin 7 Yıl Olacağı ve Bu Sürenin Sonunda da Yeniden Aday Olabileceği Şeklindeki Yasal Değişikliklerle İlgili Olarak, "Bu Bir Hukuki Tefsir Olur, Benim Bu Tefsire Girmem Siyaseten Mümkün Olmaz.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin 7 yıl olacağı ve bu sürenin sonunda da yeniden aday olabileceği şeklindeki yasal değişikliklerle ilgili olarak, "Bu bir hukuki tefsir olur, benim bu tefsire girmem siyaseten mümkün olmaz. Ama bana yine hukuk fakültesinde basit bir şey öğretmişlerdi, "Kamu hukukunda müktesep hak olmaz' demişlerdi" dedi.

Fırat, AKP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisi hakkındaki iddialarına yanıt verdi ve çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.

Fırat, kendisinin ortaklıktan ayrıldığı şirketle ilgili kaçakçılık iddialarının ilk defa Milliyet gazetesinde yayınlandığını, kendisinin de gazeteyi araması üzerine "Bu haberdir, biz haberi yayınlamak durumundayız" yanıtını aldığını söyledi. "Bu haberi benim lehime bir yargı kararı aynı şekilde yayınlar mısınız?" sorusunu sorduğunda gazeteden "şeref sözü" aldığını belirten Fırat, "04.07.2007 tarihinde bu olay bitti. Bütün belgeleriyle beraber Milliyet Gazetesine gönderdim, yayınlanmadı. O söyledikleri, vermiş oldukları söz kendilerine ait. İşte zaten basın özgürlüğü diye diye insanlara çamur atmayı basın özgürlüğü diye nitelendirenlere karşı çıkışımızın temel nedeni budur" dedi.

Fırat, hakkında dosyayı düzenleyen kişinin CHP'nin Diyarbakır milletvekilliği aday adayı olan Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu'nda çalışan biri olduğunu belirterek dosyayla ilgili olarak Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21.05.2007'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirtti. Fırat, bu kararın Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da onaylandığını söyledi.

Uyuşturucu kaçakçılığı iddiasıyla ilgili olarak da Fırat, söz konusu şirketle 2007'nin 9. ayında tüm ilişkisini kestiğini ve hisselerini satıp parasını aldığını, milletvekili seçildiği 1999'dan bu yana da şirketin yönetiminde bulunmadığını açıkladı. İlişkisini kestiğini dair belgeyi basın mensuplarına gösteren Fırat, uyuşturucu yakalanan tırın sadece şoförünün yargılandığını ve şirketle de hiçbir ilgisinin olmadığını belirtti.

-"GELMEZSEN NOKTA NOKTA NOKTA"

Fırat, haberin Vatan Gazetesinde daha sonra da Aydınlık Dergisinde yer aldığını belirterek şöyle dedi:

"Sayın "Müfterinin' belge dediği şey budur. Şimdi "Bay Müfteriyi' bir kez daha davet ediyorum. Benim istediğim bir televizyon kanalında tartışmaya ve bu belgeleri verme çağrısı yapmıştı bana. Ben daha evvel hangi televizyonda konuşmuşsa aynı moderatörün başkanlığı altında istiyorsa, bu geniş bir stüdyo da olabilir Sizlerin tamamını çağırarak, halkın bizleri izlemesini de sağlayarak bu tartışmaya çağırıyorum. Gelmediği takdirde müfteridir. Gelmediği takdirde başka kelime söylemek istemiyorum. Nokta nokta nokta Onu siz de doldurabilirsiniz onu bu halk da dolduracaktır."

-"BAYKAL MAL VARLIĞINI EŞİYLE BİRLİKTE AÇIKLASIN"-

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın mal varlığıyla ilgili daha önce ortaya attığı iddiaları yineleyen Fırat, Baykal'ın kanununa uygun olarak kendisinin ve eşinin mal varlığını birlikte açıklamasını istedi. Fırat, eşinin açıklanan mal varlığında bir araba göründüğünü bu arabanın daha önce Baykal'ın mal varlığında da göründüğünü ileri sürdü.

Fırat, Baykal'ın kendisine miras kalan 2 tane gayrimenkul dışındaki tüm servetini yasaklı olduğu dönemde avukatlık yaparak kazandığı açıklamasını anımsatarak, "Avukatlık bir serbest meslektir. Serbest meslek kazancına tabidir ve bu şekilde vergilendirilir. O bakımdan Sayın Baykal'a bir kez daha soruyorum. Hangi tarihte avukatlığı başladınız ve hangi tarihte avukatlığı bitirdiniz? Hangi vergi dairesine bağlaydınız kaç kez vergi beyannamesi verdiniz? Bu beyannamede ne kadar gelir beyan ettiniz? Ne kadar vergi ödediniz?" sorularını sorkdu.

-HİSSE SENETLERİ KİMLER ADINA ALINDI?-

Baykal'ın aldığı hisse senetleriyle ilgili olarak da iddialarda bulunan Fırat, söz konusu hisse senetlerinin İş Bankası Yönetim Kurulu'na CHP kontenjanından atanan birinin şoförü olan Cemal Kantaş ve aynı kişinin eşinin sekreteri olan Sevgi Alyanak adına da alındığını iddia etti. Fırat şöyle sordu:

"Eğer yasal bir işlem yapıyorsanız neden bir şoförün ve neden bir sekreterin üstüne alım yaptınız? Bu işlem hukuka aykırı bir işlem miydi? SPK'nın denetim alanı içinde olan bir olay mıydı?"

-"SAYIN MÜFTERİ NE OLURSUN KAÇMA"-

"Sayın Müfteri" diye hitap ettiği Kılıçdaroğlu'nu tekrar hedef alan Fırat, "Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Ne olursun kaçma. Gel, ama patronundan mı izin alacaksın, efendinden mi izin alacaksın onu al. Ama korkma bir şey olmaz. Çok çok zaten adın "müfteriye' çıkmıştır daha fazla olacağını zannetmiyorum. Ama söz veriyorum kendisinden istifa talebinde bulunmayacağım. Biraz önce söylediğim gibi ispata lüzum yok. Şüphe uyandıracak bir delil bulduğu takdirde bir kez daha söylüyorum namusun ve şerefim üstüne yemin ediyorum ki milletvekilliğimi bırakacağım o anda. Ve o günden sonra da bir kez daha siyasetin adını dahi ağzıma almayacağım" dedi.

-"BASINDA MECBURİ SENDİKALAŞMAYI GETİRİCEĞİZ"-

Bir soru üzerine Türk siyasetinin ve Türk medyasının iftiradan kurtulması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

Doğrudur medya güçlüdür. Medyanın attığı çamur üstünüzde mutlaka iz bırakır. İnsanlarımızın çoğu ilk manşeti okur arkasını okumaz. Hele bir de sizin vatandaş olarak birey olarak sizin tekzip hakkınızı yasalara rağmen kullandırmıyorlarsa bunun çok demokratik olduğunu bunun basın özgürlüğü olduğunu kabul edebilmek mümkün değildir. Basın özgürlüğünün olması için basın emekçilerinin özgür olması gerekir kanısındayım. Bu dünyada böyledir. Herhalde bir tek dünyada Türkiye'de ve anti demokratik ülkelerin dışındaki tüm ülkelerde basın mensuplarının sosyal hakları, kişisel hakları mutlak surette koruma altındadır. Ancak basın özgürlüğü böyle olabilir. Yoksa patronun iki dudağı arasındaysa basın mensubunun geleceği ekmeği orda basın özgür olamaz. Orda patron özgür olabilir. Biz buna karşıyız bunun mücadelesini veriyoruz ama birileri bunu anlamamakta ısrar ediyor. İnşallah mecburi sendikalaşmayı basında getireceğiz. İnşallah o da bir hal çaresine girecektir.

-"KAMU HUKUKUNDA MÜKTESAP OLMAZ"-

Fırat, "Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliği yapıldı. Buna ilişkin bir de yasal düzenleme yapılacağı belirtiliyor ve o düzenlemede Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresinin 7 yıl olacağı ifade ediliyor. Böyle mi olacak?" sorusu üzerine şöyle dedi:

"Bu bir hukuki tefsir olur, benim bu tefsire girmem siyaseten mümkün olmaz. Ama bana yine hukuk fakültesinde basit bir şey öğretmişlerdi, "Kamu hukukunda müktesep hak olmaz' demişlerdi."

"Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bu sözlerinizle Cumhurbaşkanının 5 yıl mı yoksa 7 yılda seçilmesini mi kastettiniz?" sorusuna da Fırat, "Ben bilmiyorum, ben sadece idare hukukun temel prensibini söyledim o kadar. Onu hukukçulara, kamu, anayasa hukukçularına sormamız lazım, onlar mutlaka bu konuda düşüncelerini beyan edeceklerdir. Daha zaten vakit çok, daha yeni bismillah birinci senesini kutladı. 5 yıl da olsa daha epey var, 7 yıl da olsa daha epey var. Biraz sabırlı olmakta fayda var" diye yanıt verdi. (ANKA/SON)
 

TÜRKİYE'DEN TARİHİ ADIM
MESUT tarih 23.09.2008, 15:20 (UTC)
 Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan'da Sorunları Çözmek İçin Güçlü Bir İrade Bulunduğunu Belirterek, 'Üç Dışişleri Bakanı Olarak Cuma Günü Biraraya Geleceğiz'dedi.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan'da sorunları çözmek için güçlü bir irade bulunduğunu belirterek, ''Üç dışişleri bakanı olarak cuma günü biraraya geleceğiz''dedi.

Babacan, 63. dönem BM Genel Kurulu yüksek düzeyli toplantılarına katılmak için geldiği New York'ta, ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi'nde Türkiye'nin dış politika önceliklerini ve bakış açısını anlatan bir konuşma yaptı.

-Ermenistan ziyareti-

Konuşmasında, Ermenistan ziyaretine de değinen Babacan, ziyaretin hem ikili hem de bölgesel güvenliği etkileyen konularda önemli görüş alışverişi yapılmasına imkan tanıdığını belirtti.

''Umarım Ermenistan ile başlattığımız diyaloğun üzerine birşeyler inşa edebiliriz'' diyen Babacan, Kafkaslar'daki tüm ülkelerle birlikte çalışmanın önemli olduğunu söyledi.

-ABD ile ilişkiler ve Rice görüşmesi-

ABD ile ilişkilerin ''dostluk, karşılıklı güven ve müttefiklik'' ilişkilerine dayalı olduğunu belirten Babacan, ''Batı pazarlarına güvenli enerji tedariği, küresel düzeyde terörizmle mücadele, Balkanlar ve Kafkaslar'da istikrarı sağlama, Afganistan, Irak, Pakistan, Lübnan ve Orta Doğu'ya istikrar getirme'' gibi konuların Türkiye ve ABD için son derece önemli olduğunu bildirdi.

Babacan, ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice ile görüşmesinde her iki ülkenin en çok önem verdiği ilk 10 konunun çoğunluğunun neredeyse aynı konular olduğunun görüldüğünü, ortak vizyon ve kararlılığın iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirdiğini belirtti.

-AB üyeliği-

Türkiye'nin AB üyeliği hedefinde Türkiye'de siyasi iradenin bulunduğunu, ancak bu konuda AB'nin son AB genişlemesinde gösterdiği kararlılığı pek göstermediğini düşündüklerini belirten Babacan, AB'nin sağlıklı ve canlı bir ekonomiyle gerçek bir küresel oyuncu olabilmek için Türkiye'yi mutlaka kabul etmesi gerektiğini söyledi.

-Kıbrıs-

Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının son derece önemli olduğunu ifade eden Babacan, 2008 yılının ''fırsat penceresi'' olduğuna inandıklarını, bu kapsamda Kıbrıs Türk tarafının kapsamlı görüşmelere başlaması yönündeki olumlu yaklaşımını desteklediklerini bildirdi.

Adada, 3 Eylülde kapsamlı görüşmelerin başlamasını son derece memnuniyetle karşıladıklarını belirten Babacan, umutlarının bunun neticesinde ''1960 garanti sisteminin korunduğu, iki-bölgeli ve siyasi eşitlik temelinde iki eşit kurucu devlet tarafından bir ortaklık devleti kurulması'' olduğunu söyledi.

Babacan, bu kapsamda Kıbrıs Türklerine 40 yıldır uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği raporun uluslararası toplum tarafından uygulanmasını da istedi.

Konuşmasında, Türkiye'nin Afrika'ya verdiği önemi de vurgulayan Babacan, bu ülkelerle yapılan işbirliğinde gelinen son aşamaları anlattı.

-Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan görüşmesi-

Babacan, katılımcılardan birinin Cumhurbaşkanı ABDullah Gül'ün Ermenistan'a yaptığı ziyaretle ilgili bir sorusu üzerine ise Kafkaslar'da yaşanan son krizin bölgedeki ülkeleri tutumlarını gözden geçirmeye ittiğini ve bu durumun Ermenistan ve Azerbaycan için de geçerli olduğunu belirtti.

Bu yeni durumu iyi bir fırsat olarak değerlendirerek, Cumhurbaşkanı Gül'le birlikte Ermenistan'a gittiklerini, ancak bunun sadece 90 dakikalık bir maç izlemek için olmadığını belirten Babacan, Cumhurbaşkanının ayrılmasının ardından kendisinin bir süre daha kalarak Ermenistan dışişleri bakanıyla görüşmelerine devam ettiğini söyledi.

Babacan, ''Ermeniler çözüm konusunda içten gibi görünüyorlardı ve çözümü sadece Ermenistan ve Türkiye için değil Azerbaycan ve Ermenistan için de istediklerini söylediler'' dedi.

Türk ve Ermeni diplomatlar arasında da bir süredir bazı temasların bulunduğunu, Azeri ve Ermeni tarafları arasında da önce devlet başkanları arkasından dışişleri bakanları düzeyinde temaslar olduğunu anımsatan Babacan, 3 ülkede de sorunları çözmek için güçlü bir irade olduğunu söyledi.

Üç ülkeyi ilgilendiren tüm sorunların birbiriyle ilgili olduğunu bu kapsamda da 3 ülkenin temsilcilerinin bu Cuma günü biraraya geleceğini belirten Babacan, bu kapsamda ikili görüşmelerden çok üçlü toplantının önemli olduğunu bildirdi.

Türkiye olarak sorunların çözümünde bir ''çıkış'' için ellerinden geleni yapacaklarını, bunun bölgenin güvenliği ve istikrarı için önemli olduğunu ifade eden Babacan, özellikle Azerbaycan'daki seçimlerin ardından sürecin daha da hızlanmasını beklediğini söyledi.

-Türkiye'nin konsey adaylığı-

Babacan, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'ne üyeliğiyle konseye neler getirebileceği ve önceliklerinin neler olabileceğiyle ilgili bir soru üzerine ise dünyanın pekçok bölgesinde barış ve istikrar için son derece aktif çaba harcayan Türkiye'nin, neredeyse yarım asırdan bu yana Güvenlik Konseyi'nde temsil edilmediğini söyledi. Babacan, adaylık sürecinin iyi gittiğini, ancak son ana kadar çalışmak gerektiğini belirtti.

Güvenlik Konseyi'nde bulunmanın zor bir görev olduğunu, ancak Türkiye'nin demokratik ve ekonomik başarısının ve uluslararası ilişkilerde tecrübesinin diğer ülkeler açısından iyi bir örnek oluşturacağına ve Konsey'e katkı sağlayacağına inandığını bildiren Babacan, bu kapsamda Türkiye'nin temel haklar, demokrasi gibi değerleri ilke edindiğini ve dünyada pekçok ülke tarafından güvenilen bir ülke olarak görüldüğünü vurguladı.

-Kıbrıs-

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs konusunda hükümet ve asker arasında bir bakış açısı farklılığı olup olmadığının sorulması üzerine, bunun son dönemde daha çok duyulmaya başlayan bir "retorik" olduğunu, gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Babacan, bu çerçevede 2004 yılında oylanan Annan Planı'nın hiçbir farklılık olmadan Türkiye'nin desteğini aldığını ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında son dönemde başlayan müzakereleri de Türkiye Cumhuriyeti'nin desteklediğini söyledi.

''Her şeyi, birçok şeyi önce kendi içimizde tartışıyoruz'' diyen Babacan, 2004 yılındaki Annan Planı'na verilen desteğin Türkiye'nin çözüm istediğinin kanıtı olduğunu, Annan Planı'nın KKTC tarafından kabul edildiğini, ancak Rum kesiminin planı kabul etmediğini hatırlattı.

Babacan, Kıbrıs'taki müzakereler konusunda, ''son derece samimi olduklarını ve bu süreci başarılı bir sonuç alana kadar, sonuna kadar götürmek'' konusundaki kararlıklıklarını da ifade etti.

Bakan Babacan, Kıbrıs konusuyla ilgili başka bir soru üzerine de, Türkiye'nin Kıbrıs'ta garantör bir devlet olduğunu ve bu konumunun resmi bir konum olduğunu anlattı.

Kıbrıs'taki TSK varlığına ilişkin olarak da KKTC halkının ''başı dertte olduğunda orada olmaları gerektiğini ve gerektiği sürecede olmaya devam edeceklerini'' belirten Babacan, eğer Kıbrıslı Rumlar Annan Planı'nı kabul etmiş olsalardı adadaki Türk askeri sayısının azalacağına da dikkati çekti.

''Eğer bugünkü durum bir çıkmaz olmaya devam ediyorsa, bunun nedeninin BM'nin barış planının reddedilmesi olduğunu'' vurgulayan Annan, ''Türkiye bölgede barış ve istikrarın temel bir oyuncusudur ve Kıbrıs Akdeniz'de barış ve istikrar için önemlidir'' diye konuştu.
 

AKŞAM
MESUT tarih 23.09.2008, 15:19 (UTC)
 FELDKAMP YARIN AKŞAM İSTANBUL'DA OLACAK



Galatasaray'da Teknik Direktörlük Görevine Getirilmesi Düşünülen Alman Teknik Adam Karl Heinz Feldkamp'ın İstanbul'a Geliş Programı Değişti.

Galatasaray'da teknik direktörlük görevine getirilmesi düşünülen Alman teknik adam Karl Heinz Feldkamp'ın İstanbul'a geliş programı değişti.

Galatasaray Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Alman çalıştırıcının geliş programının değiştiğini ve Feldkamp'ın yarın akşam 21.00'de İstanbul'da olacağını söyledi.
 

AKŞAM
MESUT tarih 23.09.2008, 15:16 (UTC)
 FELDKAMP YARIN AKŞAM İSTANBUL'DA OLACAK



Galatasaray'da Teknik Direktörlük Görevine Getirilmesi Düşünülen Alman Teknik Adam Karl Heinz Feldkamp'ın İstanbul'a Geliş Programı Değişti.

Galatasaray'da teknik direktörlük görevine getirilmesi düşünülen Alman teknik adam Karl Heinz Feldkamp'ın İstanbul'a geliş programı değişti.

Galatasaray Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Alman çalıştırıcının geliş programının değiştiğini ve Feldkamp'ın yarın akşam 21.00'de İstanbul'da olacağını söyledi.
 

TALAT: RUMLAR OYALAMA TAKTİĞİ GÜDÜYOR
MESUT tarih 23.09.2008, 15:13 (UTC)
 


KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum Yönetiminin Müzakerelerde "Oyalama Taktiği Güttüğünü" Söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum yönetiminin müzakerelerde "oyalama taktiği güttüğünü" söyledi.

Talat, Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Kuzey Kıbrıs Kampüsünün (ODTÜ-KKK) 2008-2009 Akademik Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin 2009'daki AB sınavını bilen Rumlar oyalama taktiği güdüyor. Bunu aşmalıyız, aşamazsak bu gerçekleri dünyaya göstermeliyiz" dedi.

Kıbrıs sorununu kısa sürede çözmek istediklerini belirten Talat, sürenin kısa olmasına rağmen, alacak çok yolları bulunduğunu kaydetti.

Talat, "Belki bunu başarırız. Ama süre kısa olacak olsa bile çok zor, çok karmaşık, çok çetrefilli konularla karşı karşıya kalacağız. Bir sinir savaşı yaşayacağız. Nitekim yaşıyoruz zaten" diye konuştu.
 

TALAT: RUMLAR OYALAMA TAKTİĞİ GÜDÜYOR
MESUT tarih 23.09.2008, 15:13 (UTC)
 


KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum Yönetiminin Müzakerelerde "Oyalama Taktiği Güttüğünü" Söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum yönetiminin müzakerelerde "oyalama taktiği güttüğünü" söyledi.

Talat, Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Kuzey Kıbrıs Kampüsünün (ODTÜ-KKK) 2008-2009 Akademik Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin 2009'daki AB sınavını bilen Rumlar oyalama taktiği güdüyor. Bunu aşmalıyız, aşamazsak bu gerçekleri dünyaya göstermeliyiz" dedi.

Kıbrıs sorununu kısa sürede çözmek istediklerini belirten Talat, sürenin kısa olmasına rağmen, alacak çok yolları bulunduğunu kaydetti.

Talat, "Belki bunu başarırız. Ama süre kısa olacak olsa bile çok zor, çok karmaşık, çok çetrefilli konularla karşı karşıya kalacağız. Bir sinir savaşı yaşayacağız. Nitekim yaşıyoruz zaten" diye konuştu.
 

<-Geri

 1  2 Devam -> 
Bugün 411 ziyaretçi (1120 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol